Sebebin Hususîliği Hükmün Umûmîliğine Mâni Midir?
Sebebin hususîliğinin hükmün umûmîliğine engel olmadığını söyleyen kaide gündelik dil ve vakıada da karşılığı olan hatta burada daha iyi anlaşılabilen bir kaidedir. Genelde gündelik konuşmalarımız yaşadığımız hadiselerle ve başımıza gelen olaylarla şekillenir. Belli bağlamlarda belli ifadeler kullanırız. Ne var ki ilgili bağlamda kullandığımız ifadenin o bağlama has olması gerekmez, hatta çoğunlukla yargılarımız genelleştirmeler içerir. Asr-ı saâdette yaşanan hadiseler karşısında Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) söylediği sözleri de bu şekilde düşünebiliriz. Efendimiz’in belirli vakitler belirleyip bu vakitlerde genel kaideler tebliğ eder gibi umûmî hükümleri açıklamak şeklinde bir âdeti yoktur. Çoğu zaman bir hadise yaşanmakta ve Efendimiz onunla ilgili bir hüküm vermektedir. Bu gibi durumlarda asıl olan hükmün genel olmasıdır. Çünkü Peygamber Efendimiz tebliğ ve teşrî’ makamındadır. Hükmün o bağlam için husûsî olduğunu iddia etmek için delil getirmek gerekmektedir. Ayrıca Efendimiz’in ömrü ve vahyin kapsamının sınırlı oluşu, her bir tikel surete dair ayrı ayrı hüküm vermeyi imkânsızlaştırmaktadır. Sebebin hususîliğini hükmün umûmîliğine engel görmek, sahâbe sonrası neslin karşılaşacağı durumlarda dinin irşâd ve rehberliğinin bir miktar sınırlanmasına yol açar. Hal böyle olunca, dinin maksatlarını gözeterek şârinin umumî bir hükmü kastettiğini asıl görmek daha isabetlidir.