İhtiyaç Her Zaman İmkânı Gerektirir mi?
Şihâbüddin Karâfî (ö. 684/1285), İmam Fahreddin Râzî’nin Erbaîn isimli kelam eseri üzerine yazdığı şerhte, Râzî’nin “Başkasına muhtaç olan her şey (müftekır/مفتقر) mümkündür” iddiasına itiraz eder. Karâfî’ye göre her mümkün muhtaçtır ancak her muhtaç mümkün değildir. Zira mümkün, varlık bakımından başkasına muhtaç olandır.
İlim Talebeleri Ne Zaman Tefsir Okumalı?
Dil ilimlerinin temel seviyelerini tahsil etme merhalesinde olan bir ilim talebesinin doğrudan tefsir okumaya çalışması uygun değildir. Birçok ilimde ciddi bir seviyeye gelmeden tefsir okumak verimli bir çaba değildir. Osmanlı’daki en ciddi medrese programlarında tefsir ilmi en son okunan ilimdir.
Felsefe, Metafizik ve Medeniyet Kavramları Bize Ait Kavramlar Mıdır?
Ulemâ tarihte kelam ve felsefe kavramlarını birbirinden hassas bir şekilde temyiz etmiş ve kendi ilmî faaliyetleri için felsefe kelimesini kullanmaktan imtina etmişlerdir. Ancak bugün ilim ve fikirle iştigal eden birçok Müslüman bırakın felsefe kelimesini metafizik kelimesini bile kendi düşünce ve inançları için çok rahat bir şekilde kullanabilmektedir.
Sebebin Hususîliği Hükmün Umûmîliğine Mâni Midir?
Sebebin hususîliğinin hükmün umûmîliğine engel olmadığını söyleyen kaide gündelik dil ve vakıada da karşılığı olan hatta burada daha iyi anlaşılabilen bir kaidedir. Genelde gündelik konuşmalarımız yaşadığımız hadiselerle ve başımıza gelen olaylarla şekillenir. Belli bağlamlarda belli ifadeler kullanırız. Ne var ki ilgili bağlamda kullandığımız ifadenin o bağlama has olması gerekmez, hatta çoğunlukla yargılarımız genelleştirmeler içerir. Asr-ı saâdette yaşanan hadiseler karşısında Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) söylediği sözleri
Kripke’nin “Katı Gösterici” Fikrinin Kant’ın Felsefesindeki Temel Ayrımları Sarsması
Kripke Adlandırma ve Zorunluluk isimli klasiğinde özel adların semantik mekanizmasını incelemeye almış ve Frege, Russell ve Searle gibi filozofların belirli betimleyicilere dayanan kuramlarını reddetmiştir. Modal, semantik ve epistemik argümanlarla görüşünü temellendirmeye çalışan Kripke’ye göre özel adlar sabit gönderimlere sahip birer katı gösterici (rigid designator) olarak belirli bir nesneye delâlet etmektedir. Özel adların bütün mümkün dünyalarda aynı nesneye delâlet edebilmesini mümkün kılan şey belirli betimleyiciler değildir. Zira belirli
Çağdaş Kîl u Kâl Edebiyatı” Olarak Düşünce Tarihçiliğinin Kıymet-i Harbiyesi