İlim Talebeleri Ne Zaman Tefsir Okumalı?
Dil ilimlerinin temel seviyelerini tahsil etme merhalesinde olan bir ilim talebesinin doğrudan tefsir okumaya çalışması uygun değildir. Birçok ilimde ciddi bir seviyeye gelmeden tefsir okumak verimli bir çaba değildir. Osmanlı’daki en ciddi medrese programlarında tefsir ilmi en son okunan ilimdir. Özellikle sarf, nahiv, belâgat ve Arap edebiyatından belli bir bahresi olmayanın ciddi bir tefsir okumaya çalışması açıklamalı meâlin ötesine geçmez. Hatta kaliteli bir açıklamalı meâlden daha fazla istifade etme imkânı vardır. Dil ilimleri dışında iyi bir seviyede usul-i fıkıh, belli bir seviye kelam ve fıkıh da gereklidir. Keza hadis ilimlerine hem rivâyeten hem de dirâyeten belli bir ıttıla şarttır. Yoksa tartışmalardaki örtük referansları takip etmeyi bırakın, mahall-i nizâyı ve vech-i delâletleri yakalamak bile çok zor olabilir. Hâsılı, İslamî ilimler talebelerinin ciddi bir tahsil yolculuğunun ilk 3-5 yılında tefsir okumaları yapmasının verimsiz olduğunu söylenebilir. Sadece şu var ki Celâleyn gibi bir tefsirden yahut Dürrü’l-Masûn gibi bir kitaptan Arap dili ilimlerinde öğrenilenleri biraz uygulama maksatlı kısmen istifade edilebilir. Yahut da Kur’an’ın muhtevasına ve temel manalarına genel bir aşinalık için müyesser tefsirlerden istifade edilebilir. Ciddi bir tefsir dersi veya mütalaası ise ilim tahsilinde baya bir yol kat ettikten sonra yapılmalıdır.
Üst düzey bir nahiv, belâgat ve Arap edebiyatı birikimi olmadan müfessirlerin tartışmasını tahkiken muhâkeme etmek imkânsız görünmektedir. Diğer bütün ilimlerde olduğu gibi tefsir ilminde de hakiki bir ilim talebesinin karşılaştığı tartışma ve incelemeleri mahza taklit üzere telakki etme hakkı yoktur. İlim talebesi, ulemanın inceleme ve istidlâllerini ilmî kudreti nispetince kendisi muhâkeme etmeye ve vech-i delâletleri kendisi tahkik etmeye çalışmalıdır. Bu bağlamda bir ilim talebesinin, “İbareyi çözecek kadar nahiv yeterli” yahut “Kavramları ve kaideleri tanıyacak kadar belâgat yeterli” şeklindeki talihsiz iddialara kulak asmaması gerekir. Ulemanın sofrasında yemek yemek için onların tahsil etmiş oldukları ilimleri onların tahsil ettikleri seviyede tahsil etmek şarttır. O sofraya bir tabak yemek koymaktan bahsetmiyoruz. Bunun için bir ilim talebesinin tahsil merhalesinden sonra aynı o ulema gibi 15-20 yılını ilgili ilme vermesi ve o ilmin literatürü içerisinde uzun yıllar dirsek çürütmesi gerekir.